16 Aralık 2015 Çarşamba
Yol, yön.
Yönümüzü çokca yitirdiğimiz zamanlarımız olur. En azından birkaç yılım hep yönümü aramakla geçti. Bulduğumu hiç söylemiyorum. Yaklaştım. Yakınlaştım. Sürekli hedefler belirleyip,amaçlara yönelttim kendimi. Çünkü doğduğumuzdan beri hedef odaklı yetiştirildik, birey olduğumuzu, hayatımızda ki seçimlerimizi yeteneklerimiz doğrultusunda yapmak yerine popüler olan, güncel doğrulara yönelik belirledik. Hep hedeflerimiz oldu ve irdelemeden bu hedefler peşinde koştuk. Sen kişisel egoların kurbanı olmak diye yorumla bunu, ben popülist toplumun dayatmaları.. Fark yok. Sonuç tek. Bazısında başarılı, bazısında başarısız, bazısında da vazgeçtim, yolun yarısında bıraktıklarım oldu.
Bazen yalnızlığı seçip aylarca susmayı yeğledim. Boş konuşmayı oldum olası sevmem zaten. Bazen çevreme bi çok insan aldım, sanki kalabalıklar hep iyiymiş gibi. Sonra hepsinden sıkıldım, tek tek eledim. Çokta kafa yormamak gerek bazı şeylere.
Hala yağmur yağarken yapmayı sevdiğim bazı şeyler var. 30 'lu yaşlarımı umursamadan buğulanan camlara adımı yazmak mesela. Birde kalp yapardık hatırlar mısın. Çok anlamsız bir şey olduğunu epeyce uzun zaman önce keşfetmeme rağmen hala bunu yaptığıma inanamıyorum. Yaşın önemi yok, ruhun taze kalsın yeter derdi bi hocam. Aklıma geldi. Her şey boyut değiştirerek devam ediyor işte. Diyorlardı. Pek akıl erdiremiyordum. İlla ki yaşamak gerek, tecrübe yaşayarak öğrenilen bir şeymiş. Anlatılınca tecrübe olmuyor. Enteresan enteresan şeylerle dolu bu hayat. Okuyorsun bunları. Şimdi kahve içmek isterdim seninle. Ama sohbet koyu, derin olmalı. Dedim ya boş muhabbeti sevmem. Mesela bana, yönünden bahset,yolundan...,planladıklarından veya aklında oluşan küçük demolardan. Ama bu hedef olmasın lütfen. O konulara hiç girmeyelim.
Dışarıdaki kış, bolca yağmur bırakıyor bugün. Bende terastaki kuruyan dalları izliyorum pencere ardında. Kahve koydum. Demleniyor. Buharı üzerinde. Okuyacak çok şey birikti. Bir yerden başlamak lazım.
Gelsen iyi olur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İnsan kendi gözle görünür bedenini bile yaşayarak öğrenip tanıyabiliyor, iç dinamiğini yaşamadan nasıl keşfedebilir? Yirmili yaşlarda permayla kıvır kıvır yapmaya çalıştığı saçının; aslında doğal halinin bukle bukle olduğunu otuzlu yaşlarda fark edebilmesi gibi mesela...
YanıtlaSilEvet kesinlikle, tam da bahsettigin gibi. Yaşamadan keşfedilemez.
SilÇok güzel Naz'ım.Çok begendim.Hissederek döktürmüşsün yine.Bugulu cama bende hala ismimi yazıyorum:) Ve her yazdıgımda mutlu oluyorum.İçimizdeki çocukluk kaybolmasın.
YanıtlaSilKaybolmasın, daim olsun Irmagım..
Sil